Somali’nin Karartılan Bahtını Aydınlatmak İçin Çalışıyoruz

Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları İnsani Yardım Platformu Başkanı Osman Gerem, Kasım ayı içinde gerçekleştirdikleri Somali ziyaretiyle ilgili gazetemize değerlendirmelerde bulundu. Ülkedeki siyasi istikrarsızlık, açlık, susuzluk ve eğitimsizlik üzerine tespitlerini paylaşan Gerem, Türkiye’nin dışında insani hassasiyetle Afrika’ya yaklaşan bir ülkenin bulunmadığını belirtti.

Sözlerine Somali’nin stratejik konumu ve temel problemlerin kaynaklarına değinerek başlayan Gerem, “2. Dünya Savaşı sonrasında bağımsızlıklarını kazanan eski sömürge devletleri ile birlikte Somali’de 1960 yılında bağımsız bir devlet olarak kuruldu. Ancak bölgedeki kaosun ve çatışmanın devam etmesini isteyen Amerika ve İngiltere Somali halkını farklı devlet sınırları içinde bıraktı. Etiyopya’nın doğusundaki Ogaden bölgesi ile Kenya’nın Somali sınır bölgeleri Somalililerin kendi ülkeleri dışında en çok yaşadığı bölgeler olarak kaldı. Kuruluşunun üzerinden geçen 10 yılda Somali kendi kendine yeten bir ekonomiye sahip bir tarım ülkesiydi ve gelişim gösteriyordu. Bu sırada ülkede yönetim değişti. Yeni yönetim Amerika ve Batı bloğunun kışkırtmalarıyla Etiyopya’da ayrılık mücadelesine girişen Somalili desteklemek için Sovyetler Birliği’nin desteklediği Etiyopya’ya savaş açtı ve yenildi. Bunun sonucu olarak Sovyetler Birliği’ne karşı Amerika ve Batılı ülkelere yaklaştılar” diyerek Somali’nin kuruluşunun ardından geçen ilk 10 yılda meydana gelen önemli gelişmeleri aktardı.

 

İMF EKONOMİK YAPIYI BOZDU ÜLKE TARIMINI YOK ETTİ

Etiyopya ile yaşanan savaşın ardından bozulan ekonomik yapı nedeniyle İMF’nin tavsiyelerini uygulayan Somali’nin bu tarihten sonra belini doğrultamadığına dikkat çeken Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları İnsani Yardım Platformu Başkanı Osman Gerem, “İMF, 1970 yılından itibaren Somali’ye giriş yapıyor. İlk yaptıkları şey hükumetin tarım politikalarını iptal etmek oluyor. Sanayi ülkesi olmak istiyorsanız tüm tarım projelerini ve teşvikleri kaldırın diyorlar ve düzenli olarak Somali’ye Avrupa ülkelerinden getirilen tonlarca gıda yardımı dağıtılıyor. Giysiler ve elbiseler yığınla ücretsiz dağıtılıyor. Bunun karşısında çiftçi tarımı bırakıyor, dokuma fabrikaları ve tezgâhları dağılıyor. 1980 yılına gelindiğinde ülkedeki tarım bitmiş oluyor ve Avrupa sözde yardımı kesiyor. Hükümet gıda ithal edebilmek için sağlık harcamalarını kısıyor, eğitim harcamalarını kısıyor. Sonuç olarak salgın hastalıklar ülkeye musallat oluyor. Okulların yarısı kapanıyor” diyerek ekonomik yapı ve istikrarın İMF aracılığıyla darmadağın edildiğini bildirdi.

 

GIDA YARDIMINI KESEN AVRUPA SİLAH YARDIMINA BAŞLADI 

1980’li yılların ortalarından itibaren ülkede derin bir ekonomik krizin yanında iç savaşın da patlak verdiğini dile getiren Gerem, “Muhalifler, aşiret güçleri silahlandırılıyor. Avrupa devletleri hemen yardıma koşuyor ve gıda yardımını kestikleri Somali’ye silah yardımına başlıyor. Sonuç olarak bugün bile devam eden bir terör belası Somali’nin başına bela oluyor. Şehir merkezine baktığınızda her noktada terörün ve yıkımın izlerini görüyorsunuz. Ziyaretimiz sırasında özellikle dikkat ettim. Duvarına mermi isabet etmemiş bir bina bulamıyorsunuz. Açlıkla boğuşan ve kıtlık nedeniyle yüz binleri bulan toplu insan ölümlerinin yaşandığı Somali’de herkesin elinde silah var. Her yüz metrede bir kontrol noktası bulunuyor” diyerek sömürgeci batının Somali’yi nasıl kaosa sürüklediğini anlattı.

 

İNSANLARI BALIK YEMENİN HARAM OLDUĞUNA İNANDIRMIŞLAR

Hint Okyanusu ve Aden Körfezi’nin yanı başında bulunan Somali’de, halkın balık tüketmediğini vurgulayan Gerem, “Ülke sınırlarının yarıdan fazlası okyanus kıyısı. Eğitimsizlikten bahsetmiştik. Bunun vahametini bu örnekten görebiliyoruz. Somali karasuları başta Orkinos olmak üzere pek çok lezzetli ve zengin balık çeşidine ev sahipliği yapıyor. Ancak halk balık yemenin haram olduğuna inanıyor. Sömürge yıllarında sözde din adamları bu tür fetvalar vererek insanları buna inandırmış. Sadece 2011 yılında yaklaşık 250 bin insan kıtlık nedeniyle hayatını kaybetti. Avrupa’dan gelen dev balıkçı gemileri, herhangi bir vergi ödemeden Somali karasularında avlanıyor. Türkiye’den giden bütün yardım kuruluşları, insanları bu konuda bilinçlendirmeye çalışıyor. Son dönemde basit kayıklarla avlanmaya çıkan insanlar var. Dev gemilerden konsan diyerek bu balıkçıların üzerine ateş açılıyor” diyerek batı dünyasının vahşiliğini gözler önüne serdi.

 

KÜÇÜK PET ŞİŞE SUYUN TANESİ 1 DOLAR’A SATILIYOR

Kuraklığın büyük felaketlere yol açtığı Somali’de insanların içilecek sudan yoksun olduğunu aktaran Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları İnsani Yardım Platformu Başkanı Osman Gerem, “Somali’de sohbet ettiğimiz yaşlı insanlar, daha önce ülkelerinde büyük ormanlar olduğunu söylüyor. İngilizler, Fransızlar, Portekizliler sürekli sömürmüş. Her gelen bir şeyler almış. Ülkede içme suyu bulunamıyor. İnsanlar biriktirdikleri çamurlu ve bakterili yağmur sularını içiyor. Türkiye’den giden yardım kuruluşları su kuyuları açıyor. Yerli halkın böyle bir imkânı yok. Coco Cola’nın bir su markası var. Küçük boy pet şişe suyun tanesini 1 Dolar’a satıyorlar. Bu nedenle açılan her bir su kuyusunun kurtarmış olduğu hayatları bir düşünün. Pis suları içen insanlar kolera, tifo ve dizanteri gibi hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor” diye konuştu.

 

ZİYARETİMİZDE 10 BİN KUR’AN-I KERİM HEDİYE ETTİK

Somali halkının İslam’a sarıldığını, yeni yetişen neslin İslam’ı doğrudan Kur’an-ı Kerim’den öğrendiğini aktaran Gerem, “Dinimizin doğru algılanması özellikle eğitim olanaklarının oldukça kısıtlı olduğu ve İslam’ın terörle bağdaştırılmaya çalışıldığı bu coğrafyada büyük önem arz ediyor. Balık mevzusu da buna bir örnektir. Bu ülkede insanlar vakit namazlarında camileri dolduruyor. Sabah namazında özlediğiniz manzaraları Somali’de görebilirsiniz. Sabah namazıyla birlikte çoluk, çocuk, genç, yaşlı birçok insan camiye koşuyor. İslam’a bağlılar. Somalili çocuklar Kur’an-ı Kerim’i, ‘loh’ diye adlandırdıkları tahtalar üzerinde öğreniyor. Kitap halinde Kur’an-ı Kerim bulamadıkları için sayfalara ayırdıkları Ayetleri zehirli kömür tozu yenmiş pillerden elde edilen mürekkeple bu tahtalara yazarak öğrenmeye çalışıyor. Bu manzara insanı oldukça duygulandırıyor. Ziyaretimiz kapsamında temin ettiğimiz 10 bin adet Kur’an-ı Kerim’i yetimhanelerdeki hafızlık öğrencilerine dağıttık. Çok mutlu oldular. Rabbimiz hayırlarıyla, yardımlarıyla bu coğrafyalara ulaşabilmemizi sağlayan, buradaki insanların yüzlerini güldüren tüm hayırsever kardeşlerimizden razı olsun. Dualarında bu beldeleri anan kardeşlerimizden Allah razı olsun” diyerek sözlerini noktaladı.